Suçluluğun dayanılmaz ağırlığı!
[ DERSİM 38 ]
Geschrieben von Piro Zarek am 08. Mai 2008 00:31:40:
Suçluluğun dayanılmaz ağırlığı!
Ahmet Çetinkaya’nın Apocular tarafından tehdit edilmesi beni hiç şaşırtmıyor.Ancak güncel anlamda onları Tekoşin geleneğinden gelen insanlara yeniden yönelten nedir, tam olarak bilemiyorum. Her halükarda bu tehditleri yapanları lanetliyorum ve Ahmet Cetinkaya’nın yanında olduğumu belirtiyorum. Ayrıca bu sorunun sadece Ahmet Çetinkaya’nın sorunu olmadığını vurgulamak istiyorum.
Apocuların Tekoşin Hareketi’ne ve bu hareketle ilişkilenmiş bireylere düşmanlığını, kinini bilmeyen yok. Bu düşmanlığın geçmişi ta 30 yıl öncesine gider. 30 yıldır bu düşmanlık sürdürülüyor, hem de aynı kin ve nefretle. Bu düşmanlığın en son kurbanı, 1993 yılında kalleşçe bir tuzak sonucu yakalanıp katledilen arkadaşımız Kamer Özkan olmuştur. Eminim pek çok insan bu gelişmeleri duyduğunda şaşırıyordur. Çünkü ortada fiziksel-örgütsel anlamda PKK’ya tehdit oluşturacak bir güç olmadıgı halde, nedendir bu Tekoşin düşmanlığı?
Bu düşmanlıgın nedenleri şunlardır:
1- Tekoşin, Abdullah Öcalan’in (en azından 1980’e kadar) TC’nin adamı olduğunu ve TC’nin Öcalan eli ile gerçekleştirdigi provakasyonları açıklayan ve açık tavır alan ilk ve son yıllara kadar tek siyasal harekettir.
2- Tekoşinciler, Apocu yönetici kligin ortaya çıkışından itibaren işlediği siyasal cinayetleri ve işlediği insanlık suçlarınının bir bölümünü deşifre etmişlerdir.
3- Tekoşinciler ölüm pahasına gerçekleri söylemekten asla vazgeçmemişlerdir. Bütün çaba ve saldırılarına rağmen Apocular Tekoşin geleneğini oratadan kaldıramamışlardır. Tekoşinciler „ya devlet ya Apocular“ ikilemine düşmemiş, üstelik sorunların esas kaynağının sömürgeci TC devleti olduğunu hiç bir zaman unutmamıştır. Böylece Apocuların düşmanca saldırıları karşısında sömürgecilerin saflarına savrulmamış ve Apocu hareketle Kürt halkını bir tutmamış; aksine tüm bu kirli savaş güçlerinin karşısında devrimci-sosyalist ve hümanist değerlerin savunucusu olmaya çalışmış ve Kürt Halkı’nın haklı mücadelsini desteklemiştir. Tekoşin geleneğini var eden de bu gerçekliktir.
4- Apocuların resmi tezlerine değer vermeyen Tekoşin geleneği, bu özgürleştirici dinamik nedeni ile, Dersim-Zaza gerçekliğini görmüştür. Bu gerçekliği dile getirmeleri de tek başına Tekoşincileri Apocuların gözünde düşman yapmaya yeterlidir.
Apocular Tekoşincilerle karşılastıklarında hortlak görmüşe dönerler, eminim onlar kendi kendilerine derler ki „yine mi bunlar“. Evet biz kendimizi gerektiğinde silahla Apoculara karşı koruduk, onlar gerektiğinde yine koruyacağımızı da bilirler. Ama onları korkutan ve kudurtan esas neden bizim fiziki gücümüz ve cesaretimiz değildir. Aslında bizleri kendileri için kabus kahramanlarına dönüştürenler yine kendileridir. Onlar bizi gördüklerinde, işkence ve binbir entrika ile katlettikleri arkadaşlarını; gerçekleştirdikleri siyasi cinayetleri, şeflerinin TC ile bağlantılı kirli yüzünü; masum sivillere karşı gerçekleştirdikleri katliamaları hatırlarlar... Onlar bizim bütün bu suçları bildiğimizi ve bu suçları işleyen katilleri lanetlediğimizi ve onların yüzüne tükürdüğümüzü iyi bilirler. Onları kahreden işte bu gerçekliktir.Üstelik bu suçların tanıkları ve yargılayanları giderek çoğalmakta. Bilindiği gibi binlerce kişi Apocu çizgiye muhalefet edip bu hareketten ayrıldı ve bu insanların yüzlercesi katledildi. Bu hareketin dışındaki insanlar da gerçekliği her geçen gün daha iyi görmektedirler. Açıktır ki, bizim tavrımız bu sürecin ilk ilk adımı olmsı itibari ile önem kazandı.
Tekoşin geleneğinden gelen birisi, eğer „tamam ben bu işlere bulaşmıyorum, kimin ne yaptiği da beni ilgilendirmez“ demiyorsa; yani hala geçmişinin temel kazanımlarına sahip çıkıyorsa, bu sorumluluktan kaçmasına imkan yoktur. Biz pratik olarak bir şey yapmasak ta, katledilen arkadaşlarımızın yaşayan ruhları olarak Apocuların hedefiyiz. Arkadaşlarımıza da vefasızlık yapmayacağımıza göre, adalet yerini buluncaya kadar bu kavga sürecktir.
Seyit Rıza’nın M. Kemal’e söylediği söz bizim bugünkü durumumuza fazlası ile uymaktadır: Sizi yenemedik, bu bizim yüreğimize dert oldu, ancak sizde bize boyun eğdiremediniz bu da sizin yüreğinize dert oldu.
[ DERSİM 38 ]